20 Şubat 2010

*pembe yalanlar

Bize söylenmiş ilk yalan; Adamı ebe eden bir oyunda Fasulyeden oynayışımızdır…
Oysa bi bilsek ki bu daha ne ilk ne de son aldanışımızdır…
Sonra birden leylekler kardeşlerimizi, kuşlar kabahatlerimizi dile getirir…
Soramayız bile “anne söyle” “Söyle bu pembe yalanlar nedendir”
Büyüklerin bahanesi hep Aklımızın ermeyişindendir
Ve bir gün bakarız ki;
Zaten hayat koca bir oyun
Ne yaşımız ne aklımız ermekte
Ve her gün birileri yine, Her gün bir yerlerde birine
Pembe yalanlar söylemekte

*havuz problemi

Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor artık
Delice esiyor kavak yelleri
Çocukluk elden yitip gidiyor artık
Çocukluk uzaklarda kaybolan bir gemi
Cesaret aşk kaygı derken Bir sancı kapladı tüm gövdemi
Oysa biz daha dün hipotenüsü çözememiştik
Nerden çıktı bu havuz problemi

*35-1

35 Eksi 1
ben seni sevdiğimde istanbul’a gün doğmamıştı
balıkçılar ağ atmamış
şairler henüz yatmamıştı
neler yaşadık önce ben seni ne çok sevdim
bir istanbul ekspresinden halliceydi kalbim
ve bir yemini körelttim şimdi yerine bir umudu biledim
ve bir istanbul ekspresinden halliceydi kalbim
üstelik bilmiyordum beşiktaş’tan beyoğlu’na kaç saatte inilir
aşk nerdedir bu şehirde hangi sokakta gezinir
dedim ya ben seni sevdiğimde istanbul’a gün doğmamıştı
gün doğmadan neler doğar bunu gönlüm de ummamıştı
uçakları hiç sevmem
trenden de vazgeçtim
izmir’den istanbul’a tam bir saatte geçtim..

*satranç

şah mat etti hayat beni yine
tüm piyonlarımı yedi bitirdi
atıyla L çizdi bi güzel üzerime
ne umut bıraktı ne baht
ne vezir bıraktı ne taht...
a. behramoğlu

*toto

Güney'in bakış açısına göre , kuzey'in yazı kıştır.
Bir solucanın bakış açısına göre , bir spagetti tabağı orjidir.
Hinduların kutsal bir inek gördüğü yerde, başkaları koca bir hamburger görür.
Hipokrat'ın, galeno'nun, maimonides'in ve paracelso'nun bakış açısına göre, hazımsızlık diye bir hastalık vardı, ama açlık diye bir hastalık yoktu.
Cardona köyü'ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan toto zaugg müthiş bir insandı:
- 'Toto asla soğuk almaz'. diyorlardı.
Toto birşey demiyordu.
Soğuk alıyordu.
Alamadığı şey paltoydu...

*özlem

Özlediğin, gidip göremediğindir;ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir; amagidip görmek istemen
Özlediğin, gidip görmek istediğin-ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-ama, gidememen, görememen; gene de, istemen
oruç oruoba

*tahir ile zühre

TAHİR İLE ZÜHRE
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte,
Yani yürekte..

Meselâ bir barikatta dövüşerek,
Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken,
Meselâ denerken damarlarında bir serumu,
Ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin,
Ama o bunun farkında değildir.
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak.
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık,
Yahut hiç sevmeseydi, Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil...
Nazım Hikmet Ran

05 Şubat 2010

*öldüğüm gün

Öldüğüm gün Sokağımdan bir kadın geçsin istiyorum
Güzel ya da çirkin
Ama karalara bürünmüş bir kadın
Kalabalık görünce evin önünü
Gözlerini kaldırıp pencereme bakmalı
Aklına ben gelmeliyim
Ağlamalı
Öldüğüm gün Hava yağmurlu olsun istiyorum
Cenazeme gelenlerin hepsi ıslanmalı
Biri “Zaten ters adamdı Böyle günde ölünür mü? ” demeli...
Diğeri rahmetle anmalı beni
Dostumu düşmanımı anlamalıyım
Silerek dudaklarından Dua kırıntılarının izini
Yanımdan uzaklaşınca hoca
ilk defa
Yarınımı düşünmeden
Rahat bir uykuya dalmalıyım.

07 Ocak 2010

*öğrendim...

Sonsuz bir karanligin içinden dogdum.
Isigi gördüm, korktum. Agladim.
Zamanla isikta yasamayi ögrendim.
Karanligi gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanliga ugurladim sevdiklerimi. .. Agladim.

Yasamayi ögrendim.
Dogumun, hayatin bitmeye basladigi an oldugunu; aradaki bölümün, ölümden çalinan zamanlar oldugunu ögrendim.

Zamani ögrendim. Yaristim onunla...
Zamanla yarisilmayacagini, zamanla barisilacagini, zamanla ögrendim...

Insani ögrendim. Sonra insanlarin içinde iyiler ve kötüler oldugunu...
Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

Sevmeyi ögrendim. Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalici oldugunu, sevginin güvenin saglam zemini üzerine kuruldugunu ögrendim.

Insan tenini ögrendim. Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..
Sonra da ruhun aslinda tenin üstünde oldugunu ögrendim.

Evreni ögrendim. Sonra evreni aydinlatmanin yollarini ögrendim.
Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydinlatabilmek gerektigin ögrendim.

Ekmegi ögrendim. Sonra baris için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.
Sonra da ekmegi hakça ülesmenin, bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.

Okumayi ögrendim. Kendime yaziyi ögrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazi, kendimi ögretti bana...

Gitmeyi ögrendim. Sonra dayanamayip dönmeyi...
Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...

Dünyaya tek basina meydan okumayi ögrendim genç yasta...
Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardim.
Sonra da asil yürüyüsün kalabaliklara karsi olmasi gerektigine aydim.

Düsünmeyi ögrendim. Sonra kaliplar içinde düsünmeyi ögrendim.
Sonra saglikli düsünmenin kaliplari yikarak düsünmek oldugunu ögrendim.

Namusun önemini ögrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu; gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el sürmemek oldugunu ögrendim.

Gerçegi ögrendim bir gün... Ve gerçegin aci oldugunu...
Sonra dozunda acinin, yemege oldugu kadar hayata da lezzet kattigini ögrendim.

Her canlinin ölümü tadacagini, ama sadece bazilarinin hayati tadacagini ögrendim.
Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya ... Kalp durur ... Akıl unutur ... Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...

MEVLANA