20 Şubat 2010

*pembe yalanlar

Bize söylenmiş ilk yalan; Adamı ebe eden bir oyunda Fasulyeden oynayışımızdır…
Oysa bi bilsek ki bu daha ne ilk ne de son aldanışımızdır…
Sonra birden leylekler kardeşlerimizi, kuşlar kabahatlerimizi dile getirir…
Soramayız bile “anne söyle” “Söyle bu pembe yalanlar nedendir”
Büyüklerin bahanesi hep Aklımızın ermeyişindendir
Ve bir gün bakarız ki;
Zaten hayat koca bir oyun
Ne yaşımız ne aklımız ermekte
Ve her gün birileri yine, Her gün bir yerlerde birine
Pembe yalanlar söylemekte

*havuz problemi

Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor artık
Delice esiyor kavak yelleri
Çocukluk elden yitip gidiyor artık
Çocukluk uzaklarda kaybolan bir gemi
Cesaret aşk kaygı derken Bir sancı kapladı tüm gövdemi
Oysa biz daha dün hipotenüsü çözememiştik
Nerden çıktı bu havuz problemi

*35-1

35 Eksi 1
ben seni sevdiğimde istanbul’a gün doğmamıştı
balıkçılar ağ atmamış
şairler henüz yatmamıştı
neler yaşadık önce ben seni ne çok sevdim
bir istanbul ekspresinden halliceydi kalbim
ve bir yemini körelttim şimdi yerine bir umudu biledim
ve bir istanbul ekspresinden halliceydi kalbim
üstelik bilmiyordum beşiktaş’tan beyoğlu’na kaç saatte inilir
aşk nerdedir bu şehirde hangi sokakta gezinir
dedim ya ben seni sevdiğimde istanbul’a gün doğmamıştı
gün doğmadan neler doğar bunu gönlüm de ummamıştı
uçakları hiç sevmem
trenden de vazgeçtim
izmir’den istanbul’a tam bir saatte geçtim..

*satranç

şah mat etti hayat beni yine
tüm piyonlarımı yedi bitirdi
atıyla L çizdi bi güzel üzerime
ne umut bıraktı ne baht
ne vezir bıraktı ne taht...
a. behramoğlu

*toto

Güney'in bakış açısına göre , kuzey'in yazı kıştır.
Bir solucanın bakış açısına göre , bir spagetti tabağı orjidir.
Hinduların kutsal bir inek gördüğü yerde, başkaları koca bir hamburger görür.
Hipokrat'ın, galeno'nun, maimonides'in ve paracelso'nun bakış açısına göre, hazımsızlık diye bir hastalık vardı, ama açlık diye bir hastalık yoktu.
Cardona köyü'ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan toto zaugg müthiş bir insandı:
- 'Toto asla soğuk almaz'. diyorlardı.
Toto birşey demiyordu.
Soğuk alıyordu.
Alamadığı şey paltoydu...

*özlem

Özlediğin, gidip göremediğindir;ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir; amagidip görmek istemen
Özlediğin, gidip görmek istediğin-ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-ama, gidememen, görememen; gene de, istemen
oruç oruoba

*tahir ile zühre

TAHİR İLE ZÜHRE
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte,
Yani yürekte..

Meselâ bir barikatta dövüşerek,
Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken,
Meselâ denerken damarlarında bir serumu,
Ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin,
Ama o bunun farkında değildir.
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak.
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık,
Yahut hiç sevmeseydi, Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil...
Nazım Hikmet Ran

05 Şubat 2010

*öldüğüm gün

Öldüğüm gün Sokağımdan bir kadın geçsin istiyorum
Güzel ya da çirkin
Ama karalara bürünmüş bir kadın
Kalabalık görünce evin önünü
Gözlerini kaldırıp pencereme bakmalı
Aklına ben gelmeliyim
Ağlamalı
Öldüğüm gün Hava yağmurlu olsun istiyorum
Cenazeme gelenlerin hepsi ıslanmalı
Biri “Zaten ters adamdı Böyle günde ölünür mü? ” demeli...
Diğeri rahmetle anmalı beni
Dostumu düşmanımı anlamalıyım
Silerek dudaklarından Dua kırıntılarının izini
Yanımdan uzaklaşınca hoca
ilk defa
Yarınımı düşünmeden
Rahat bir uykuya dalmalıyım.

07 Ocak 2010

*öğrendim...

Sonsuz bir karanligin içinden dogdum.
Isigi gördüm, korktum. Agladim.
Zamanla isikta yasamayi ögrendim.
Karanligi gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanliga ugurladim sevdiklerimi. .. Agladim.

Yasamayi ögrendim.
Dogumun, hayatin bitmeye basladigi an oldugunu; aradaki bölümün, ölümden çalinan zamanlar oldugunu ögrendim.

Zamani ögrendim. Yaristim onunla...
Zamanla yarisilmayacagini, zamanla barisilacagini, zamanla ögrendim...

Insani ögrendim. Sonra insanlarin içinde iyiler ve kötüler oldugunu...
Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

Sevmeyi ögrendim. Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalici oldugunu, sevginin güvenin saglam zemini üzerine kuruldugunu ögrendim.

Insan tenini ögrendim. Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..
Sonra da ruhun aslinda tenin üstünde oldugunu ögrendim.

Evreni ögrendim. Sonra evreni aydinlatmanin yollarini ögrendim.
Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydinlatabilmek gerektigin ögrendim.

Ekmegi ögrendim. Sonra baris için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.
Sonra da ekmegi hakça ülesmenin, bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.

Okumayi ögrendim. Kendime yaziyi ögrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazi, kendimi ögretti bana...

Gitmeyi ögrendim. Sonra dayanamayip dönmeyi...
Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...

Dünyaya tek basina meydan okumayi ögrendim genç yasta...
Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardim.
Sonra da asil yürüyüsün kalabaliklara karsi olmasi gerektigine aydim.

Düsünmeyi ögrendim. Sonra kaliplar içinde düsünmeyi ögrendim.
Sonra saglikli düsünmenin kaliplari yikarak düsünmek oldugunu ögrendim.

Namusun önemini ögrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu; gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el sürmemek oldugunu ögrendim.

Gerçegi ögrendim bir gün... Ve gerçegin aci oldugunu...
Sonra dozunda acinin, yemege oldugu kadar hayata da lezzet kattigini ögrendim.

Her canlinin ölümü tadacagini, ama sadece bazilarinin hayati tadacagini ögrendim.
Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya ... Kalp durur ... Akıl unutur ... Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...

MEVLANA

23 Aralık 2009

*sezen aksu'dan

Pardon, bakar mısınız ?
Tanışmıydık ?
Sevmişmiydim ben sizi hiç ?
Sevişmiş miydik?

Pardon daha önce konuş muyduk ?
Yürüyüp çıkmazlarda yorulmuş muyduk ?
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim...

Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdıgıma yemin ederim
Peki bu şarkıyı hatırlar mısınız ?

Pardon bakarmısınız ?
Adınız neydi sizin ?
Baş harfini gögsüme yazmıs olabilirim..

Pardon daha önce nerdeydiniz ?
Geçtiginiz yollara düşmüş olabilirim
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim...

Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdıgıma yemin ederim
Peki bu şarkıyı hatırlarsınız...

Sezen Aksu

*hayat bir resim ressamı kendin...

Yaşam; üzerinde adının yazdığı boyama kitabındır. Çizgileri Tanrı tarafından çekilmiş.
Yaşamaksa; kalem kutusunun içinden doğru kalemleri seçmektir.
İstediğin tüm renkler emrine amadedir! ...
Tanrı'nın senin için çizdiği çizgiler ancak sen renklendirdiğinde anlam bulur.
Ancak sen boyarsan o sayfa resim olur.
Nereyi hangi renge boyamaya karar veremediğinde Tanrı yanıbaşındadır,
eli senin üzerindedir ve bu iki elin doldurduğu şekiller sayfaların en güzeli olur.
Bazen sayfanda boyayacak yer kalmamıştır sıkılırsın,
bazen seçtiğin renklerden pişman olur ağlarsın,
bazen de kalemleri doğru seçer ama renkleri çizgilerin içine bir türlü sığdıramazsın.
O an Tanrı'nın senin için yeni bir sayfa açmazamanıdır.
Eski sayfanı özlediğin de olur, ama ölüm aslında senin yeniden doğumundur.
Önceki sayfaları boyarken, kafan karışmış, kalemi fazla bastırmış, kimi renklerin izlerini arka sayfaya çıkarmışsındır.
Eski izlerle dolu yeni sayfanı nasıl dolduracağını bilemediğinde, Tanrı yine yanıbaşındadır. Tanrı'nın eli senin üzerindedir ve bu eski izlerle başa çıkmak seni daha büyük bir ressam yapacaktır.
Resim dersinde geçirdiğin saatler senin 'karman' kaderinin kayıtlı olduğu kitap isesenin boyama kitabın, Tanrı da senin resim öğretmenindir.
Boyama kitabını bitirdiğinde SEN artık gerçek bir ressamsındır.
Senin resimlerini görmekten daha çok Tanrı'yı yüceltecek hiçbirşey yoktur.

*şimdi

Detaydır aşk.
Herkesin baktığı yerde senin gördüklerindir.
Yalnız sana gösterdiği için
Ya da ondan habersiz coğrafyasında gezinirken keşfettiklerin...
Ondan yarattıkların,
Ona ait içinde yaşattıkların,
Bencilce yalnız yaşadıkların.
Adım adım uzaklaşman kendinden ve ‘o’ var diye illa ki geri dönmen.
Sendeki ‘o’dur kalbini içinde bıraktığın,
Detaydır seni yalnızlıklarda bırakan.
Gözlerini kapattığında tamamını göremediğin bir yüz,
Sabaha karşı duymak için delirdiğin bir ses,
Düşüncesi başını döndüren öpücük,
Her saniyesini hatırlayamadığın yıldızsız bir gece,
Ve arkana bakıp defalarca kendine yaşattığın anlar:
Tarifsiz bir çıkmaz sokağın sonundaki duvarın önünde,
Devamlı son adımı atmak gibi.
Boğulman da bundan,
Düğümledikçe düğümleyen boğazını.
Yerinde durmanı imkânsızlaştıran,
Gitmek istedikçe bırakmayan.
O nefessiz kalışların bundan…
Detaylar iyiden iyiye büyüyecek zamanla
Ve sen –istemesen de- değişeceksin.
Bir süre sonra göreceklerin,
Şu an gördüklerin olmayacak.
Şimdiki sen, şimdiki zamanla, şimdiki detayları
Tüketeceksin.
Yaşadıklarınla dimdik durup,
Yaşamadıkların için,
O çıkmaz sokakta
Son bir adım isteyecek,
Ne sokak, ne yaşamak, ne adım
Bulabileceksin.
Yaşamaya değer buldukların,
‘Şimdi’ kadar gerçek yalnızca,
‘Şimdiki sen’ kadar tüm görebildiklerin
Ve her detay,
Kendinsin aslında.
Sen yoksan,
Sokak da yok, duvar da.
‘O’,
Sensiz,
Kayıp bir detay yalnızca.

17 Aralık 2009

*su kendine sırdaş arıyordu

Su kendine sırdaş arıyordu, Önce buluta verdi sırrını.
Ağır geldi sır buluta, sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
Sonra göle gitti su, ona anlattı derdini...Bu arada bulut, suyun sırrını
yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için zaman zaman
taşıyordu göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu. Sonra, nehire verdi
su sırrını ,nehir aldı suyun sırrını çekti gitti. Dereye verdi. Dere biraz
daha yavaş olsa da nehirden, o da götürdü suyun sırrını bir başka
bilinmeze. Çağlayanlar, şelaleler, akarsular..Hepsi
kayboluyordu bir anda. Sonra, bir gün su takip etti dereyi
dere okyanusa kavuşunca fark etti su, bütün sırlarının
akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla ,Okyanusa
taşındığını. Karar verdi su, sırrını okyanusa verecekti
öyle de yaptı. Tüm sırlarını okyanusa verdi. Artık suyun
sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. Ne taştı okyanus
ne de bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu.
Geçen karşılaştık suyla bir bardaktaydı. Suskundu...
Çok uğraştım konuşturamadım.
Ben tam giderken DUR dedi su.
Durdum..

OKYANUS YÜREKLİ İNSANI BULMADAN SAKIN KONUŞMA!!!
''Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü,Canını yakarlar, utandırırlar ''dedi.

14 Aralık 2009

*remember

Remember a day before today
A day when you were young.
Free to play alone with time
Evening never came.
Sing a song that can't be sung
Without the morning's kiss
Queen - you shall be it if you wish
Look for your king
Why can't we play today
Why can't we stay that way
Climb your favorite apple tree
Try to catch the sun
Hide from your little brother's gun
Dream yourself away
Why can't we reach the sun
Why can't we blow the years away
Blow away Blow away
Remember Remember

*show must go on

The Show must go on!
Inside my heart is breaking,
My make-up may be flaking,
But my smile, still, stays on!
Whatever happens, I'll leave it all to chance.
Another heartache - another failed romance. On and on!
Does anybody know what we are living for?
I guess I'm learning I must be warmer now..
I'll soon be turning round the corner now.
Outside the dawn is breaking,
But inside in the dark I'm aching to be free!
The Show must go on!
Inside my heart is breaking!
My make-up may be flaking!
But my smile, still, stays on.............

*love of my life

Love of my life, you hurt me,
You've broken my heart, and now you leave me.
Love of my life can't you see,
Bring it back bring it back,
Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
Love of my life don't leave me,
You've stolen my love now desert me,
Love of my life can't you see,
Bring it back bring it back,
Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
You will remember when this is blown over,
And everythings all by the way,
When I grow older, I will be there at your side,
To remind you how I still love you I still love you.
Hurry back hurry back, Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
Love of my life, Love of my life.

*cem adrian "nereye gidiyorsun"

Çocuk, Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin
Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak.
Kazı ayak izlerini birer birer kıyı kaldırımlarından.
Bakma yüzlerine hiç, görme onları.
Çocuk, Bu kez ağlama. Bu kez Git.
Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş.
Git derken bu kentten tükür yüzüne,Yalnızlığımın.
Kalbini, kendini sök yavaş yavaş.
Git derken bu kentten sakın ağlama,Sus.
Umut ne yaptı sana? Bulut ne söyledi? Unut ne varsa vazgeçtiğin..!
Yüzünde Korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar. Nereye gidiyorsun?
Yolları, duvarları geç yavaş yavaş.
Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını.
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş.
Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının.
Ve unut ne yaptı sana! Unut neler anlattı. Unut ne varsa vazgeçtiğin!
Yüzünde korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun? Hep bu şarkılarla,Kıymetsiz dualarla,Utanmaz bir yağmurla
Nereye gidiyorsun? Yüzünde korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun?Bu sahte baharlarla,Kıymetsiz dualarla,Utanmaz bir yağmurla
Yine mi gidiyorsun?Çocuk,Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.
Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da! Gitmek gitmektir işte.Hepsi bu.

30 Kasım 2009

*sky

Uçmanın özgürlük olduğunu, bağımsızlık olduğunu dinledim Onlar’dan. Üç galon benzin, iki galon yağ ve birkaç metal parçasının insan ruhunda yarattığı fırtınaları anlayabilmek için gereken tek şeyin, uçma yeteneği olduğunu öğrendim.
On dakika sonra terden sırılsıklam hale gelecek uçuş tulumunu pırıl pırıl halde giyerlerken kaderleriyle dalga geçtiklerini gördüm. Rugan ayakkabılarını, uçuş aletlerine göstermek için ayna gibi parlatmadı Onlar. Ellerindeki levyeye, önlerindeki onlarca göstergeye güzel gözüksün diye sinekkaydı tıraş olmadı Onlar. Onlar ölüme giderken, çirkin suratlı Azrail’e meydan okumak için böyleydiler.
Çok pilot tanıdım.Bir roketle vurulduktan sonra, önündeki cama, başındaki kaskına sıçrayan kan lekeleriyle uçmaya devam edenleri duydum. Pilot arkadaşının cenazesini taşıyan pilotları dinledim.
Uçmanın bir meydan okuma olduğunu Onlar’dan öğrendim. "Uçmak yerçekimine karşi çikmaktir. Uçmak dogaya isyan etmektir" dediler.
Pilotların, doğaya ve doğala meydan okuduklarını gördüm. Ağır hareketlerine, telaşsızlıklarına imrendim. Onların, hızı havadayken sevdiklerini anlayamadım. Sakinliklerini kıskandım. Altlarındaki metal yığınının hantallığının Onlar’ın tüm aşırılıklarını törpülediğini kavradım.
Dağları, dereleri, tepeleri aşağılarcasına uçarken gözlemeye çalıştım Onlar’ı. Yüreklerinden geçen bin bir duygu selini öğrenebilmek için çırpındım. Ama olmadı. Sepette uçmakla, uçurmak arasındaki kilometrelerce yolu aşamadım. Kendimi, bir kartalın pençesindeki fare gibi hissettim. Yerde de uçar gibi yürümelerine, konuşmalarına boyun eğdim...

*geri dönenler

Ben adı yalana karı$ıp aslında doğru olanlardanım.. Kıymetimi bilenede, bilmeyenede dualar yollarım.. Allahım yollarını açık etsin ki uzakla$sınlar benden.. iyiliğimi istemeyenler birgün pi$man olup dönerlerse büyük yanlı$$.. onları geldikleri gibi geri yollarım.. benden daha iyisinimi buldu ben her halimle kralını sollarım... Benden uzaklara gitmek bazen kar, bazen zarar.. dostluğum ölüme kadar sürer..
dü$manımsa gün gelir elbet bana diz çöker.. ben aklı gel git kızlardanım.. sevmedim deseler de agalar, pa$alar.. ben yinede gün gelir herkesin aklında sabahlarım..

Ben adı yalana karı$ıp aslında doğru olanlardanım.. Kıymetimi bilenede, bilmeyenede dualar yollarım.. Allahım yollarını açık etsin ki uzakla$sınlar benden.. iyiliğimi istemeyenler birgün pi$man olup dönerlerse büyük yanlı$$.. onları geldikleri gibi geri yollarım.. benden daha iyisinimi buldu ben her halimle kralını sollarım... Benden uzaklara gitmek bazen kar, bazen zarar.. dostluğum ölüme kadar sürer..
dü$manımsa gün gelir elbet bana diz çöker.. ben aklı gel git kızlardanım.. sevmedim deseler de agalar, pa$alar.. ben yinede gün gelir herkesin aklında sabahlarım..

26 Kasım 2009

*the ballad of the reading goal

yet each man kills the thing he loves
by each let this be heard,
some do it with a bitter look,...
some with a flattering word,
the coward does it with a kiss,
the brave man with a sword!

some kill their love when they are young,
and some when they are old;
some strangle with the hands of lust,
some with the hands of gold:
the kindest use a knife, because
the dead so soon grow cold.

some love too little, some too long,
some sell, and others buy;
some do the deed with many tears,
and some without a sigh:
for each man kills the thing he loves,
yet each man does not die.

*p.s. i love you

Bazen hoşçakal demen gereken zamanlar vardır. Acıtmasına rağmen denemeyi öğrenmelisin..... Biliyorum, gitmene izin vermeliyim Ama biliyorum ki nereye gidersen git Asla uzakta olmayacaksın.. Çünkü parlak bir yıldızın ışığı gibisin. Yaşamımda parlamaya devam edeceksin... Hiçbir mesafe bizi ayrı tutamaz, Sen benim kalbimde olduğun sürece Bu gözlerden hiçbir gözyaşı düşmeyecek. Çünkü aşkın gerçek sevgisi asla ölmez Sonsuza dek canlı kalır... Zaman sahip olduklarımızı alamaz... Birlikte olduğumuz zamanları hatırlayacağım Zamanımızın bittiğini düşünebilirsin,,,

*hero

I'm so high. I can hear heaven.
but heaven don’t hear me.

they say that a hero could save us.
I’m not gonna stand here and wait.
I'll hold on to the wings of the eagles.
Watch as we all fly away.hi-igh-igh!

Someone told me that love would all save us.
But how can that be, look what love gave us.
A world full of killing, n' blood-spilling
that world never came.

Now that the world isn't ending,
it's love that I’m sending to you.
It isn’t the love of a hero,
and that’s why I fear it won’t do.

And they say that a hero could save us.
I’m not gonna stand here and wait.
I'll hold on to the wings of the eagles.
Watch as we all fly away.

And they're watching us
They're watching uS
as we all fly away.

*çok sonra öğrenecektik

Biz kendimizi görmek için birbirimize bakıyorduk..Bunu çok sonra öğrenecektik..

Kendi kokumuzu seviyorduk bir diğerinde, kendi gülüşümüz kadar içtendi ötekininki..Biz kendi kendimizle konuşuyor, tartışıyor, susuyorduk..Karşımızdaki göze rengini veren pigmentler kendimize aitti..Nasıl da seviyorduk..
Ne yaparsa yapsındı seviyorduk işte..Kendimizi seviyorduk..
Gecenin bir yarısı uyanıp kendimize sarılasımız geliyordu bazen, bazen eften püften kavga ediyorduk kendimizle..Biz bir oluyorduk, dünya öteki..

Sanki susuz kalmıştık da iliklerimize kadar içiyorduk, içiyorduk kanmıyorduk kendimize..Bir düş kuruyorduk karşımızdakine dair, oysa düş tamamen kendimizin düşü..Bir yarım yamalak rüya ötekinin içinde olduğu..Bi bakmışız kendimiziz..

Bazen insan kendinden bile sıkılıyordu..Bunu hesaba katan yoktu..Sıkılıyordu kendi sesinden,soluğundan, düşünden..Boyadığı renkten sıkılıp bir başka boya almak istiyordu bazen insan eline..Kurduğu düşten sıyrılıp milyonlarcasının peşinden gitmeye yeltendiği oluyordu bazen..Verdiği sözlere sadık olamayabiliyordu insan..O zamanlarda kendimizi sevmekten uzaklaşıyorduk bazen..Taa ki bizi bize
sevdirecek başka şeyler bulana dek..

Bizi bize en çok hatırlatanı, en çok öz'ümüz olanı, bize en yakın olanı seviyorduk..Sevmek daha da güzel kılıyordu öz'ümüzü..Sevmek bizi bize hatırlatıyordu çünkü..
Ve,
Karşımızdakinde hoşlanmadığımız ne varsa o da kendimizindi..Affedilemez sözleri, öfkelerimizi, korkularımızı
kırılganlıklarımızı, herşeyi bir aynaya bakar gibi izliyorduk karşımızdakinde..
Seni seviyorumları seni özledimlere bağlayan cümleler kuruyorduk kendimize..Özledim diyorduk, yanımızdayken bizi bize hatırlatan karşımızdakini..Yani kısacası kendimizi özlüyorduk..

Sonsuza kadar özleyecektik..Çünkü bunun için birbirlerine kendilerini hatırlatan iki insanın
ansızın soluk soluğa kendilerini hatırladıkları bir an'da atılmıştı tohumumuz Dünya denen toprağa..
Bunun için hep bizi bize hatırlatan birilerini özlemeye,kendimizi özlemeye mahkumduk..
Biri gelecekti ve bizi bize hatırlatacaktı..
Biri gidecekti biz 'özlüyorum seni' diyerek kendimizi özlemeye devam edecektik..
Biri geldi..
Biri gitti..
Biri geldi..
Biri gitti..
.
.
.
Biri gitti..

*her yürek taşıyamaz beni

Dün "Canım" olan, yarın düşmanım olmaz benim..
Yaşananların hatırı hep saklı kalır,
Hatırları sorulur, selamları hep alınır..
"Sildiklerim" vardır bir de,
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır..
Adları anılmaz, hatırları sorulmaz..
Sadece beddualarımdır!
Vicdanla birlikte,
"Şeref" ararım ben sevdiklerimde..
Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim..
Zaman gelir "Şerefsizleri" de severim!
Her yerde gözüm kulağım vardır benim,
“Eksik söylemek yalan söylemek değildir” mantığındaki “Çok Dürüstler”?
Beni değil, kendilerini kandırırlar yalnızca..
Bilmezden gelişlerim, aptala yatışlarım..
Kaybetme korkumdan değil,
Karşımdakilerin yalan söyleme potansiyallerine olan merakımdandır..
"İnkar" olmaz benim hayatımda..
Yaşananı, “Yaşanmamış” saymam!
Sayanları da SAYMAM!
Kelimelere sığmaz,
Sayfalar sürer beni anlatmak..
Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın,
Yaşayan bilir beni, yaşamayan anlamaz..

Ağırdır sevmelerim.. Her "Yürek" taşıyamaz,
Büyüktür umutlarım.. Her "Omuz" kaldıramaz!

*gerçek hayat

Rehnedilmiş bir hayat değil
Gökyüzü gibi mavi
Toprak kadar gerçek kokan bir yaşam istiyorum.

*çünkü sen

Uğruna,
"aşk" her kapısını çaldığında yüreğinin,
En içinde bir yerlerde
Aklının, doğru insanın sen olduğuna,
Kalbinin senin bir gün mutlaka gelecek olduğuna dair inancını
Asla kaybetmediği,
Ve her düştüğünde,
Mıh gibi gizlediği kadife kutularında saklı seni çıkartarak,
Sarılarak bunca özlemle,
Seni bekleyen bir kadının, ilk kez doğan güneşi olacaksın sen..

Atla da gel atına..

Yürüdüğü o uzun sahil yollarında,
Dalgaların ismini çarptığını duyarken kayalara,
Tüm kalbiyle seni dileyen bir yüreğin,
Nicedir kimselerin tutmasına izin vermediği,
Elini tutan ve ona aşkı sil baştan öğreten olacaksın sen...

Sabahları uyandığında senden çok önce merhaba demiş olarak güne,
Sana kahvaltılar hazırlayan tüm içtenliği ile,
Seni içine sığdıramayacak kadar çok seven bir kadının,
Erkeği olacaksın sen..

Çünkü sen,

Hastalandığında başında bekleyecek kadar gecelerce,
Şefkati ile,

Başarılarında,
Gurur duyarak alkışlarıyla ardında,

İşe giderken bile,
her tür kötülükten korunman için dualarıyla,

Üzüldüğün anlarda,
Her istediğinde, basını yaslayabileceğin bir omuzda,

...BEKLENENSİN...

Ve sen sevgili,

Kalbinin bir köşesindeki yaralar yüzünden nice zamandır aşka küsmüş,
Ruhunun bir kıyısı bu yüzden hep bakir kalmış birinin,
Sırlarını, Sınırlarını ilk keşfeden olabilmen için,
Bir şehrin bir köşesinde bir kalbin DİLEDİĞİSİN..

Hazırsan bu denli sevilmeye,
ATLA DA GEL ATINA....

Seni Bekliyorum Ben....

*ne kaldı bak ellerimde

unutulurmu gökyüzü
yitirirmiyim bu gül yüzü
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
solarmıyım gündüz gece
güneşim yoksa bu son hece... Devamı
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
zehirlendi dudaklarım
çocukken nasıl ağlardım
birer birer neyim mi kalır geriye baksamda

ne kaldı bak ellerimde
biliyorum gülüyorsun
her adımım daha derine
ölüyorum...

törpülenmiş tırnaklarım
güçsüzdüm ben de avlandım
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
herşeyim olmuş bilmece
çözdükçe gördüm işkence
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
bir başıma kaldım şimdi
nerde hata yaptım bilmem ki
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da

ne kaldı bak ellerimde
biliyorum gülüyorsun
her adımım daha derine
ölüyorum..

*sweet home

Döndüm şehrime yine
İstanbul kokuyor üstüm başım
Evim, koltuğum, masam, insanın evi gibisi yok!
İstediği kadar 5 yıldızlı otel olsun, fark etmiyor,
insan alıştığını arıyor...

*kadın

Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak.En seksi leydi olmayı da bilecek,hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek, Kadın dediğin ayıp nedir bilecek. Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek.Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak...
Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak.
öyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz.
Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri Yahut pahalı parfümlerin sindiği, boyacı küpü gibi, her
öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
Kadın dediğin güzel olacak ama eli yündenden çok öte birşey.Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek,o hamura kendini katmasını da... Paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek.Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,başka sevgili edinmeyecek.
Sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak... Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından,dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden,tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak. Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala
olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa...Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle.Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyide... Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.Parayla pulla, kariyerle,kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak.Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...
Öyle bir kadın işte...Nerede oyle kadın yoktur deme...
Vardır vardııııııııır!..
Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!!!

25 Kasım 2009

*yalnızlık

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte...

*çocuk

Kırılgan bir çocuğum ben,
Yüreğim cam kırığı.
Bütün duygulardan önce Öğrendim ayrılığı.
Saldırgan diyorlar bana;
Oysa kırılganım ben,
Gözyaşlarım mücevher;
Saklıyorum herkesten.
Ürküyorlar gözümdeki ateşten,
Ürküyorlar dilimdeki zehirden,
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözü kara cesaretimden.
Diyorlar:Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa;böyle yapmasam ben,
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?

*ne kaldı bak ellerimde

unutulurmu gökyüzü
yitirirmiyim bu gül yüzü
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
solarmıyım gündüz gece
güneşim yoksa bu son hece... Devamı
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
zehirlendi dudaklarım
çocukken nasıl ağlardım
birer birer neyim mi kalır geriye baksamda

ne kaldı bak ellerimde
biliyorum gülüyorsun
her adımım daha derine
ölüyorum...

törpülenmiş tırnaklarım
güçsüzdüm ben de avlandım
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
herşeyim olmuş bilmece
çözdükçe gördüm işkence
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da
bir başıma kaldım şimdi
nerde hata yaptım bilmem ki
birer birer neyim mi kalır geriye baksam da

ne kaldı bak ellerimde
biliyorum gülüyorsun
her adımım daha derine
ölüyorum..

*ağlamak

Saatler durup sessizlik çöktüğünde Gece gelir üstüne Sonra yıldızlar dans eder Sen izlersin uzanıp dokunmak istersin Yetişemezsin dünya döner Gündüz olur birden Bulutlar gelir üstüne Onlar ağlar sen susarsın İki arada bir deredesin aslında Ağlasan 4’te 3’ün kuruyacak Ağlamasan 4’te 1’in çürüyecek Ağlayacak gibi olursun Bulutlar kaçar Yerini soğuk bir rüzgar alır Artık soğuktur hava ve Gözlerin kıpkırmızı Titremektesin Ellerin ceplerinde Önünde koca bir şehir İçinde ağlayamamanın Yarım kalmışlığı birikir...

*bazenlerim...

Sesli düşünürüm ben bazen..İçimden ne geçerse söylerim.. Kalabalıklar yorar beni bazen, yalnızlığı seçerim.. Aynaya baktığımda gördüğümü tebrik ederim bazen, bazen dalga geçerim.. Küçücük mutluluklar dudağımın kıyısında kocaman gülücüklere dönüşür bazen.. Bazen dünyayı tepsiyle sunsalar vazgeçerim.. Dönüşürüm bazen, bazen dönüştürürüm ben.. Görürüm ben bazen, bazen görmemezlikten gelirim.. Bazen hayatın tamamını içime tek nefeste çeker, bazen nefes almakta zorluk çekerim.. Dururum yol kenarında bazen insanları seyrederim.. Koşarım bazen, kendimi geçerim.. İçerim bazen kendimden geçerim, susarım bazen kelimelerden geçerim..Bazen bir şarkıya tutulur onu tek geçerim.. Sorarım bazen, bazen sorgulamadan geçerim.. Yaparım bazen, bazen vazgeçerim.. Birinin yüzüne bakıp onu dinlerken beynimin içinde başka problemler çözerim.. Bir kadına bakar vah çekerim,bir erkeğe bakar ah çekerim bir ülkeye bakar tüh çekerim.. Bazen sabahtan akşama kadar konuşur kafa şişirir, bazen sabahtan akşama kadar dinler ben şişerim.. Bir karara varmadan çok düşünür çok seçerim.. Bir filmde, bir resimde,bir fotoğrafta, bir gülüşte, bir seste, bir renkte, bir an'da kaybolur benden geçerim.. Bazen ayrıntılara takılır resmin tamamından vazgeçerim, bazen resmin tamamı için ayrıntılardan geçerim.. Yüzlerinize bakarım uzun uzun kafamda fotoğrafınızı çekerim.. Yüzlerinize bakmam hiç bakışlarımı çekerim.. Bazen rüzgar ben olur eser geçer, bazen ben rüzgar olur eser geçerim.. Yaşarım ben.. Bazen de vazgeçerim.. Uyurum böyle zamanlarda uzun uzun çok uzun Sonra kalkar yine yaşamak denen işi seçerim..