Pardon, bakar mısınız ?
Tanışmıydık ?
Sevmişmiydim ben sizi hiç ?
Sevişmiş miydik?
Pardon daha önce konuş muyduk ?
Yürüyüp çıkmazlarda yorulmuş muyduk ?
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim...
Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdıgıma yemin ederim
Peki bu şarkıyı hatırlar mısınız ?
Pardon bakarmısınız ?
Adınız neydi sizin ?
Baş harfini gögsüme yazmıs olabilirim..
Pardon daha önce nerdeydiniz ?
Geçtiginiz yollara düşmüş olabilirim
Yüzünüz ne kadar da aşina !
Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim...
Gözünüz öyle uzak bakmasa
Sizi tanıdıgıma yemin ederim
Peki bu şarkıyı hatırlarsınız...
Sezen Aksu
23 Aralık 2009
*hayat bir resim ressamı kendin...
Yaşam; üzerinde adının yazdığı boyama kitabındır. Çizgileri Tanrı tarafından çekilmiş.
Yaşamaksa; kalem kutusunun içinden doğru kalemleri seçmektir.
İstediğin tüm renkler emrine amadedir! ...
Tanrı'nın senin için çizdiği çizgiler ancak sen renklendirdiğinde anlam bulur.
Ancak sen boyarsan o sayfa resim olur.
Nereyi hangi renge boyamaya karar veremediğinde Tanrı yanıbaşındadır,
eli senin üzerindedir ve bu iki elin doldurduğu şekiller sayfaların en güzeli olur.
Bazen sayfanda boyayacak yer kalmamıştır sıkılırsın,
bazen seçtiğin renklerden pişman olur ağlarsın,
bazen de kalemleri doğru seçer ama renkleri çizgilerin içine bir türlü sığdıramazsın.
O an Tanrı'nın senin için yeni bir sayfa açmazamanıdır.
Eski sayfanı özlediğin de olur, ama ölüm aslında senin yeniden doğumundur.
Önceki sayfaları boyarken, kafan karışmış, kalemi fazla bastırmış, kimi renklerin izlerini arka sayfaya çıkarmışsındır.
Eski izlerle dolu yeni sayfanı nasıl dolduracağını bilemediğinde, Tanrı yine yanıbaşındadır. Tanrı'nın eli senin üzerindedir ve bu eski izlerle başa çıkmak seni daha büyük bir ressam yapacaktır.
Resim dersinde geçirdiğin saatler senin 'karman' kaderinin kayıtlı olduğu kitap isesenin boyama kitabın, Tanrı da senin resim öğretmenindir.
Boyama kitabını bitirdiğinde SEN artık gerçek bir ressamsındır.
Senin resimlerini görmekten daha çok Tanrı'yı yüceltecek hiçbirşey yoktur.
Yaşamaksa; kalem kutusunun içinden doğru kalemleri seçmektir.
İstediğin tüm renkler emrine amadedir! ...
Tanrı'nın senin için çizdiği çizgiler ancak sen renklendirdiğinde anlam bulur.
Ancak sen boyarsan o sayfa resim olur.
Nereyi hangi renge boyamaya karar veremediğinde Tanrı yanıbaşındadır,
eli senin üzerindedir ve bu iki elin doldurduğu şekiller sayfaların en güzeli olur.
Bazen sayfanda boyayacak yer kalmamıştır sıkılırsın,
bazen seçtiğin renklerden pişman olur ağlarsın,
bazen de kalemleri doğru seçer ama renkleri çizgilerin içine bir türlü sığdıramazsın.
O an Tanrı'nın senin için yeni bir sayfa açmazamanıdır.
Eski sayfanı özlediğin de olur, ama ölüm aslında senin yeniden doğumundur.
Önceki sayfaları boyarken, kafan karışmış, kalemi fazla bastırmış, kimi renklerin izlerini arka sayfaya çıkarmışsındır.
Eski izlerle dolu yeni sayfanı nasıl dolduracağını bilemediğinde, Tanrı yine yanıbaşındadır. Tanrı'nın eli senin üzerindedir ve bu eski izlerle başa çıkmak seni daha büyük bir ressam yapacaktır.
Resim dersinde geçirdiğin saatler senin 'karman' kaderinin kayıtlı olduğu kitap isesenin boyama kitabın, Tanrı da senin resim öğretmenindir.
Boyama kitabını bitirdiğinde SEN artık gerçek bir ressamsındır.
Senin resimlerini görmekten daha çok Tanrı'yı yüceltecek hiçbirşey yoktur.
*şimdi
Detaydır aşk.
Herkesin baktığı yerde senin gördüklerindir.
Yalnız sana gösterdiği için
Ya da ondan habersiz coğrafyasında gezinirken keşfettiklerin...
Ondan yarattıkların,
Ona ait içinde yaşattıkların,
Bencilce yalnız yaşadıkların.
Adım adım uzaklaşman kendinden ve ‘o’ var diye illa ki geri dönmen.
Sendeki ‘o’dur kalbini içinde bıraktığın,
Detaydır seni yalnızlıklarda bırakan.
Gözlerini kapattığında tamamını göremediğin bir yüz,
Sabaha karşı duymak için delirdiğin bir ses,
Düşüncesi başını döndüren öpücük,
Her saniyesini hatırlayamadığın yıldızsız bir gece,
Ve arkana bakıp defalarca kendine yaşattığın anlar:
Tarifsiz bir çıkmaz sokağın sonundaki duvarın önünde,
Devamlı son adımı atmak gibi.
Boğulman da bundan,
Düğümledikçe düğümleyen boğazını.
Yerinde durmanı imkânsızlaştıran,
Gitmek istedikçe bırakmayan.
O nefessiz kalışların bundan…
Detaylar iyiden iyiye büyüyecek zamanla
Ve sen –istemesen de- değişeceksin.
Bir süre sonra göreceklerin,
Şu an gördüklerin olmayacak.
Şimdiki sen, şimdiki zamanla, şimdiki detayları
Tüketeceksin.
Yaşadıklarınla dimdik durup,
Yaşamadıkların için,
O çıkmaz sokakta
Son bir adım isteyecek,
Ne sokak, ne yaşamak, ne adım
Bulabileceksin.
Yaşamaya değer buldukların,
‘Şimdi’ kadar gerçek yalnızca,
‘Şimdiki sen’ kadar tüm görebildiklerin
Ve her detay,
Kendinsin aslında.
Sen yoksan,
Sokak da yok, duvar da.
‘O’,
Sensiz,
Kayıp bir detay yalnızca.
Herkesin baktığı yerde senin gördüklerindir.
Yalnız sana gösterdiği için
Ya da ondan habersiz coğrafyasında gezinirken keşfettiklerin...
Ondan yarattıkların,
Ona ait içinde yaşattıkların,
Bencilce yalnız yaşadıkların.
Adım adım uzaklaşman kendinden ve ‘o’ var diye illa ki geri dönmen.
Sendeki ‘o’dur kalbini içinde bıraktığın,
Detaydır seni yalnızlıklarda bırakan.
Gözlerini kapattığında tamamını göremediğin bir yüz,
Sabaha karşı duymak için delirdiğin bir ses,
Düşüncesi başını döndüren öpücük,
Her saniyesini hatırlayamadığın yıldızsız bir gece,
Ve arkana bakıp defalarca kendine yaşattığın anlar:
Tarifsiz bir çıkmaz sokağın sonundaki duvarın önünde,
Devamlı son adımı atmak gibi.
Boğulman da bundan,
Düğümledikçe düğümleyen boğazını.
Yerinde durmanı imkânsızlaştıran,
Gitmek istedikçe bırakmayan.
O nefessiz kalışların bundan…
Detaylar iyiden iyiye büyüyecek zamanla
Ve sen –istemesen de- değişeceksin.
Bir süre sonra göreceklerin,
Şu an gördüklerin olmayacak.
Şimdiki sen, şimdiki zamanla, şimdiki detayları
Tüketeceksin.
Yaşadıklarınla dimdik durup,
Yaşamadıkların için,
O çıkmaz sokakta
Son bir adım isteyecek,
Ne sokak, ne yaşamak, ne adım
Bulabileceksin.
Yaşamaya değer buldukların,
‘Şimdi’ kadar gerçek yalnızca,
‘Şimdiki sen’ kadar tüm görebildiklerin
Ve her detay,
Kendinsin aslında.
Sen yoksan,
Sokak da yok, duvar da.
‘O’,
Sensiz,
Kayıp bir detay yalnızca.
17 Aralık 2009
*su kendine sırdaş arıyordu
Su kendine sırdaş arıyordu, Önce buluta verdi sırrını.
Ağır geldi sır buluta, sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
Sonra göle gitti su, ona anlattı derdini...Bu arada bulut, suyun sırrını
yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için zaman zaman
taşıyordu göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu. Sonra, nehire verdi
su sırrını ,nehir aldı suyun sırrını çekti gitti. Dereye verdi. Dere biraz
daha yavaş olsa da nehirden, o da götürdü suyun sırrını bir başka
bilinmeze. Çağlayanlar, şelaleler, akarsular..Hepsi
kayboluyordu bir anda. Sonra, bir gün su takip etti dereyi
dere okyanusa kavuşunca fark etti su, bütün sırlarının
akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla ,Okyanusa
taşındığını. Karar verdi su, sırrını okyanusa verecekti
öyle de yaptı. Tüm sırlarını okyanusa verdi. Artık suyun
sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. Ne taştı okyanus
ne de bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu.
Geçen karşılaştık suyla bir bardaktaydı. Suskundu...
Çok uğraştım konuşturamadım.
Ben tam giderken DUR dedi su.
Durdum..
OKYANUS YÜREKLİ İNSANI BULMADAN SAKIN KONUŞMA!!!
''Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü,Canını yakarlar, utandırırlar ''dedi.
Ağır geldi sır buluta, sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
Sonra göle gitti su, ona anlattı derdini...Bu arada bulut, suyun sırrını
yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için zaman zaman
taşıyordu göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu. Sonra, nehire verdi
su sırrını ,nehir aldı suyun sırrını çekti gitti. Dereye verdi. Dere biraz
daha yavaş olsa da nehirden, o da götürdü suyun sırrını bir başka
bilinmeze. Çağlayanlar, şelaleler, akarsular..Hepsi
kayboluyordu bir anda. Sonra, bir gün su takip etti dereyi
dere okyanusa kavuşunca fark etti su, bütün sırlarının
akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla ,Okyanusa
taşındığını. Karar verdi su, sırrını okyanusa verecekti
öyle de yaptı. Tüm sırlarını okyanusa verdi. Artık suyun
sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. Ne taştı okyanus
ne de bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu.
Geçen karşılaştık suyla bir bardaktaydı. Suskundu...
Çok uğraştım konuşturamadım.
Ben tam giderken DUR dedi su.
Durdum..
OKYANUS YÜREKLİ İNSANI BULMADAN SAKIN KONUŞMA!!!
''Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü,Canını yakarlar, utandırırlar ''dedi.
14 Aralık 2009
*remember
Remember a day before today
A day when you were young.
Free to play alone with time
Evening never came.
Sing a song that can't be sung
Without the morning's kiss
Queen - you shall be it if you wish
Look for your king
Why can't we play today
Why can't we stay that way
Climb your favorite apple tree
Try to catch the sun
Hide from your little brother's gun
Dream yourself away
Why can't we reach the sun
Why can't we blow the years away
Blow away Blow away
Remember Remember
A day when you were young.
Free to play alone with time
Evening never came.
Sing a song that can't be sung
Without the morning's kiss
Queen - you shall be it if you wish
Look for your king
Why can't we play today
Why can't we stay that way
Climb your favorite apple tree
Try to catch the sun
Hide from your little brother's gun
Dream yourself away
Why can't we reach the sun
Why can't we blow the years away
Blow away Blow away
Remember Remember
*show must go on
The Show must go on!
Inside my heart is breaking,
My make-up may be flaking,
But my smile, still, stays on!
Whatever happens, I'll leave it all to chance.
Another heartache - another failed romance. On and on!
Does anybody know what we are living for?
I guess I'm learning I must be warmer now..
I'll soon be turning round the corner now.
Outside the dawn is breaking,
But inside in the dark I'm aching to be free!
The Show must go on!
Inside my heart is breaking!
My make-up may be flaking!
But my smile, still, stays on.............
Inside my heart is breaking,
My make-up may be flaking,
But my smile, still, stays on!
Whatever happens, I'll leave it all to chance.
Another heartache - another failed romance. On and on!
Does anybody know what we are living for?
I guess I'm learning I must be warmer now..
I'll soon be turning round the corner now.
Outside the dawn is breaking,
But inside in the dark I'm aching to be free!
The Show must go on!
Inside my heart is breaking!
My make-up may be flaking!
But my smile, still, stays on.............
*love of my life
Love of my life, you hurt me,
You've broken my heart, and now you leave me.
Love of my life can't you see,
Bring it back bring it back,
Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
Love of my life don't leave me,
You've stolen my love now desert me,
Love of my life can't you see,
Bring it back bring it back,
Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
You will remember when this is blown over,
And everythings all by the way,
When I grow older, I will be there at your side,
To remind you how I still love you I still love you.
Hurry back hurry back, Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
Love of my life, Love of my life.
You've broken my heart, and now you leave me.
Love of my life can't you see,
Bring it back bring it back,
Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
Love of my life don't leave me,
You've stolen my love now desert me,
Love of my life can't you see,
Bring it back bring it back,
Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
You will remember when this is blown over,
And everythings all by the way,
When I grow older, I will be there at your side,
To remind you how I still love you I still love you.
Hurry back hurry back, Don't take it away from me,
Because you don't know what it means to me.
Love of my life, Love of my life.
*cem adrian "nereye gidiyorsun"
Çocuk, Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin
Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak.
Kazı ayak izlerini birer birer kıyı kaldırımlarından.
Bakma yüzlerine hiç, görme onları.
Çocuk, Bu kez ağlama. Bu kez Git.
Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş.
Git derken bu kentten tükür yüzüne,Yalnızlığımın.
Kalbini, kendini sök yavaş yavaş.
Git derken bu kentten sakın ağlama,Sus.
Umut ne yaptı sana? Bulut ne söyledi? Unut ne varsa vazgeçtiğin..!
Yüzünde Korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar. Nereye gidiyorsun?
Yolları, duvarları geç yavaş yavaş.
Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını.
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş.
Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının.
Ve unut ne yaptı sana! Unut neler anlattı. Unut ne varsa vazgeçtiğin!
Yüzünde korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun? Hep bu şarkılarla,Kıymetsiz dualarla,Utanmaz bir yağmurla
Nereye gidiyorsun? Yüzünde korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun?Bu sahte baharlarla,Kıymetsiz dualarla,Utanmaz bir yağmurla
Yine mi gidiyorsun?Çocuk,Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.
Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da! Gitmek gitmektir işte.Hepsi bu.
Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak.
Kazı ayak izlerini birer birer kıyı kaldırımlarından.
Bakma yüzlerine hiç, görme onları.
Çocuk, Bu kez ağlama. Bu kez Git.
Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş.
Git derken bu kentten tükür yüzüne,Yalnızlığımın.
Kalbini, kendini sök yavaş yavaş.
Git derken bu kentten sakın ağlama,Sus.
Umut ne yaptı sana? Bulut ne söyledi? Unut ne varsa vazgeçtiğin..!
Yüzünde Korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar. Nereye gidiyorsun?
Yolları, duvarları geç yavaş yavaş.
Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını.
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş.
Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının.
Ve unut ne yaptı sana! Unut neler anlattı. Unut ne varsa vazgeçtiğin!
Yüzünde korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun? Hep bu şarkılarla,Kıymetsiz dualarla,Utanmaz bir yağmurla
Nereye gidiyorsun? Yüzünde korkularla,İçinde çığlıklarla,Kalbinde simsiyahlar
Nereye gidiyorsun?Bu sahte baharlarla,Kıymetsiz dualarla,Utanmaz bir yağmurla
Yine mi gidiyorsun?Çocuk,Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.
Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da! Gitmek gitmektir işte.Hepsi bu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)